Meme

 

Kendi kendine yapılan meme muayenesi hayat kurtarabilir. El ile muayeneyi ve gözlemlemeyi öğrenmelisiniz. Bu muayeneyi adet bitiminde yapınız. Herhangi bir değişim fark edildiğinde mutlaka doktorunuzu arayınız.
Kadınlara memelerini kendi kendilerine, aşağıdaki talimatla muayene etmeleri önerilmektedir.
İlk olarak kollarınız her iki yanınızda serbest halde dururken bir ayna karşısında memelerinize bakmalısınız. Daha sonrasında, kollarınızı başınızın üstüne kaldırınız ve herhangibir değişiklik olup olmadığına bakınız. Sonrasında, sırt üstü uzanınız ve sağ elinizi başınızın arkasına alarak sağ göğsünüzü inceleyiniz. Bu uygulamayı ellerinizin pozisyonunu değiştirerek tekrarlayınız.
Meme muayenesi mutlaka koltuk altını da içermelidir. Koltukaltınıza sıkıca bastırmalısınız, ilk olarak kolunuz yukarıda sonrada aşağıda olmalıdır. Ayrıca, heriki meme ucunu hafifçe sıkarak memelerden akıntı gelip gelmediği kontrol edilmelidir. Göğsün palpasyonu meme ucundan başlayarak çeyrek dairelerle kontrol edilecek şekilde saat yönünde dikkatli bir biçimde yapılmalıdır.
MASTİT:
Her ne kadar bakteriyel mastit herhangi  bir yaşta ortaya çıkabilsede, çocuk doğurduktan sonra ya da emzirme esnasında daha sık olarak görülür. Genel olarak bu enfeksiyon, kanal sistemindeki tıkanma ve meme sekresyonlarının göllenmesi ile sekonder olarak ortaya çıkar. İzole edilen mikroorganizmalar sıklıkla Stafilokoklardır ve daha az sıklıkla Streptokok ve Pnömokoklar görülür. Eğer bu durum tedavi edilmezse, yüzeyel ya da derin abse   gelişebilir.
FİBROKİSTİK MEME HASTALIĞI:
Meme parankiminde ayni yaştaki normal bir kadınla karşılaştırıldığında aşırı fibröz doku birikimi ile karakterize olan, sık görülen bir durumdur. Genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan meme disiplazisinin bir türüdür ve skleroz, adenoz ve kist oluşumu ile  karakterizedir.
FİBROADENOM:
Beniğn meme tümörlerinin en sık görülen tipidir. Genellikle 15-30 yaş arasında ortaya çıkar ve değişken büyüklüklerde düzgün sınırlı, ağrısız kitleler olarak görülür. Fibröz bağ dokusu ve kanal epitelyum yapılarını içeren hücre büyümeleri sebebiyle oluşur. 
MEME KANSERİ
Kadınlarda en sık görülen kanser tipidir ve malignensiye bağlı ortaya çıkan ölümlerin en önemli nedenidir. Kanserlerin büyük bölümü kanallar içerisinde ortaya çıkar ve daha az sıklıkla loblarda görülürler.
İntraduktal ya da intralobüler bir tabaka içerirler ve sonuç olarak infiltratif olduklarında stromaya invazyon gösterirler. Direkt yolla ya da kan ya da lenf düğümleriyle yayılım gösterebilirler. 
Erken tanı,erken tedavi ve ameliyat sonrası etkili bir kemoterapi,gerekli durumlarda yardımcı ilaçlarla tedavi meme kanserinden ölüm oranını azaltmaktadır. 
Günümüzde meme kanseri taramasında kullanılan mamografinin 39-49 yaş arasında yılda bir,50-74 yaş arasında iki yılda bir yapılması önerilmektedir.
Meme kanserinden ölümü azaltmak amacıyla yapılan 5 tarama yöntemi önemlidir:
-Mamografi
-Memenin uzman doktor tarafından muayenesi
-Kendi kendine yapılan meme muayenesi
-Dijital mamografi
-Manyetik resonans görüntüleme yöntemleri 
Mamografilerin değerlendirilmesinde Bİ-RADS ( Meme görüntüleme raporlama ve data sistemi ) kullanılmaktadır.
Bu sisteme göre 0,1,2,3 'de daha ileri değerlendirme gerekmez.4-5'de
ise biyopsi gerekir.Biyopsi yapılan vakaların %80'i beniğn %20'si kanseröz lezyon olarak bulunmuştur. 
Mamografik tarama programları 50yaş ve üstündeki kadınlarda meme
kanserinden ölüm oranını %22,40-49 yaşlarında ise %15 azaltmaktadır.
Kalsifiye olmıyan kitlelerin özellikle de yoğun meme dokusu varsa mamografide saptanması güçtür.Yoğun meme dokusu olanlarda dijital mamografi kitleleri saptamada daha başarılı bir görüntüleme yöntemidir.
Tarama programlarına ultrasonun ilave edilmesi tanıyı güçlendirir.Mamografide görülemeyen küçük çaplı ve erken evre tümörler ultrasonla saptanabilir.Ultrasonun performansı yoğun meme dokusu olanlarda da oldukça başarılıdır.Ultrason bir kitlenin kistikmi ,yada solid denen yoğun içeriklimi olduğunu ayırmada da yardımcıdır. Ultrasonun dezvantajı kanal içinde gelişen karsinoma insutuyu saptayamamasıdır.Oysa mamografi ve MRI ile kanal içi karsinomalar saptanabilmektedir.
Genel topluma bakılacak olursa meme kanseri riski ,ailede kanser öyküsü olanda 2 kat artmıştır.
Meme ve Over kanser supressör gen olarak bilinen (BRCA1) 17. kromozomun uzun kolunda bulunur ve ailesel kanserle ilişkilidir.Bu gendeki mutasyonların otozomal dominant geçişi hem erkek hem de
kadında olabilir.
Erkek taşıyıcılarda kolon ve prostat kanser riski artmıştır. 
Multipl mutasyonların 2. bir otozomal dominant şekli olan (BRCA2) 13.kromozomda bulunur ve erken başlangıçlı meme kanserlerinden sorumludur ancak bunlarda over kanseri daha az oranda görülür.
Erkek taşıyıcılarda prostat,pankreas ve erkek meme kanseri gelişebilme riski vardır.
BRCA1 VE 2 birlikte erken başlangıçlı meme kanseri vakalarının %80'ninden sorumludur.Over kanseri gelişen kadınların %5-10'unda BRCA1 mutasyonu bulunur.
Meme kanseri genetik ve çevresel faktörler,menapozdan sonra aşırı kilolu olma,alkol kullanımı gibi pekçok faktöre bağlı olarak gelişir.
Aslında BRCA1 DNA transkripsiyonunda rol alan önemli bir tümör süpressör gendir,ancak BRCA1 genindeki farklı bölgelerde oluşan mutasyonlar ,tümör süpressör özelliğinde azalma veya kaybolmaya neden olmaktadır.
Bir ailede over kanseri ve 3 veya daha fazla meme kanseri öyküsü varsa,BRCA mutasyonuyla güçlü bir şekilde ilişkilidir.Yüksak risk taşıyan ailelerde genetik inceleme önerilmelidir.
Proflaktik mastektomi yapılan yüksek riskli kadınlarda korunma %90 dır,ve meme kanserinden tamamen korunma garanti edilemez.Ayni durum proflaktik ooferektomi içinde söz konusudur.Ancak overle birlikte tüplerin de alınması( salpingooferektomi ) over kanser riskini %90 azaltmaktadır.
BRCA1 taşıyıcılarında tüplerin bağlanması,over kanseri riskini %60 azaltmaktadır ama BRCA2 taşıyıcılarında bunun koruyucu etkisi yoktur.
Yüksek risk grubundaki bireylerde her 6 ayda bir doktor kontrolü altında meme muayenesi ve yıllık mamografi 25 yaşında başlamalıdır.
Yine yüksek risk taşıyan grupta pelvik muayene,CA125 seviyesi,transvajinal ultrason ve renkli doppler ultrason 40 yaş altındaki kadınlarda her yıl önerilmektedir.
Proflaktik salpingoooferektomi ve histerektomi çocuk sayısını tamamlamış yüksek risk grubu kadınlarda 35-40 yaşında önerilmektedir.
BRCA2 mutasyonu olan taşıyıcılarda estrojen pozitif tümorler görülürken,BRCA1 mutasyonlularda estrojen negatif tümorler daha fazla görülür.
Meme kanseri ile estrojen ve progesteron reseptörleri arasında güçlü bir ilişki mevcuttur.Reseptör pozitif tümörlü hastalarda yaşam ,mastektomiden sonra hem daha uzundur hemde hastalıksız geçirilen süre uzamıştır.
Ayni zamanda estrojen pozitif hastalarda yüksek diferansiye erken evre kanserler daha sık görülmektedir.
Tümorde estrojen reseptorü kadar progesteron reseptörlerinin de pozitif olması önemlidir.Tüm meme kanserlerinin %58'i hem estrojen hemde progesteron reseptörü pozitiftir.Progesteron reseptörlerinin kaybolması kötüye işarettir. Estrojen reseptör pozitif fakat progesteron reseptörü negatif olan tümörler,daha fazla epidermal groft faktör reseptörü salgılar(HER1 ve HER2) ve bu tümörlerin daha hızlı ilerlemesine neden olur ve Tamoksifen tedavisine de dirençli olurlar.
Estrojen ve progesteron reseptörlerinin olmadığı durumlarda ise yoğun bir kemoterapi ile tedavi yapılabilmektedir.
Fizik muayene,mamografi,iğne aspirasyonu ve ultrasonografi ile genç hastalarda meme kanserini saptama şansı artmaktadır.Açık meme  cerrahisi biyopsi için önerilmemektedir.
Meme kanseri için risk oluşturabilen biyopsi sınıflaması aşağıdadır:
ARTMIŞ RİSK YOKTUR:
-Adenosis
-Duktal atipi
-Kompleks görünümü olmayan fibroadenoma 
-Fibrosis
-Çok az oranda hiperplazi( 3-4 hücre )
-Mastit
-Kanal çevresinde gelişen mastit
-Skuamöz metaplazi
-Kistik fibrosis hastalığı
ÇOK AZ ORANDA ARTMIŞ RİSK(1,5-2 KEZ )
-Kompleks görünümlü fibroadenom
-Orta derecede hiperplazi
-Pekçok yerde papillomaların olması
-Sklerozan adenosis
ORTA DERECEDE ARTMIŞ RİSK(4-5KEZ)
-Atipik duktal hiperplazi
-Atipik lobüler hiperplazi
BELİRGİN ORANDA ARTMIŞ RİSK
-
Duktal karsinoma insutu
-Lobüler karsinoma insutu
Meme kanseri için taramada yapılması gerekenleri birkez daha hatırlayacak olursak:

  • Tüm kadınlar 20 yaş civarında başlayarak kendi kendine meme muayenesini öğrenmelidir .Meme muayenesi ayda bir, adet bittiği  dönemde yapılmalıdır
  • 35 yaşın üstündeki kadınların hepsi yılık meme muayenesi yaptırmalıdır 
  • Menapoz öncesi dönemde 1. derece akrabada meme kanseri olanlar, yıllık mamografiye 5 yıl önceden başlamalıdırlar
  • 39 yaşından büyük her kadın yıllık mamaografi yaptırmalıdır
  • Yoğun meme dokusu olanlar dijital mamografi yaptırmalıdır
  • Hormon tedavisi alanlarda yoğun meme dokusu olanlar,kısa bir süre hormonu kesip mamografi ve ultrason yaptırmalıdır
  • Genç ve çok yüksek riskli hastalarda MRI Mamografiye ilave edilmelidir.
 Kalıtsal mutasyonu olanlarda 6 ayda bir meme muayenesi ve 25 yaşından başlayarak her yıl mamografi ve MRI önerilmektedir.6ayda bir ultrasonda bu hasta grubunda önerilmektedir.
Meme kanseri nedeniyle daha önce cerrahi geçiren hastalarda ,mamografi ile taramaya devam edilmelidir.Total mastektomi yapılanlarda  bile diğer meme yıllık takip edilmelidir.
Subkutan mastektomi veya parsiyel mastektomi veya lumbektomi yapılan hastalarda postoperatif  6. ayda mamografi önerilir.Her  6-12 ayda bir mamografi tekrarlanmalıdır. 
 
BlogMarks ile paylaşDelicious ile paylaşFaceBook ile paylaşGoogle ile paylaşMixx ile paylaşMySpace ile paylaşTechNorati ile paylaşReddit ile paylaşTwitter ile paylaşYahoo Buzz ile paylaş
Op. Dr. Tülay AKÇAY
Nazilli Aydın doğumluyum. İlk orta ve liseyi Ankara'da okudum.
sitemiz bugün (8) kez, toplamda (89294) kez ziyaret edilmiştir.
Op. Dr. Tülay AKÇAY - Tüm Hakları Saklıdır.